Tr      En      العربية

/KizilayTM
/KizilayTM
/KizilayTM
/KizilayTM
/KizilayTM

Güvenle Gülümseyen Yaşam

Güvenle Gülümseyen Yaşam

“Dilimin olduğunu bile unutmuştum. Hiç konuşamıyordum.”
   “… Nasıl söyleyeceğimi bile bilemedim. Hep sustuk. Hep.”


Bu sözler Şanlıurfa’dan gelen, ancak ömrünün 30 yılından fazlasını İzmir’de geçirmiş birinin sözleri. 

48 yaşındaki Ayşe** 8 kardeşin en büyük iki üyesinden biri. Ailesinin kan davasından ve terör olaylarından dolayı ailesiyle birlikte şehrini terk edip İzmir’e gelmiş. Farklı bir şehir, geçim sıkıntıları, hasta annesine bakması gerekliliği babası ve ağabeylerinin yoğun baskısıyla birleşince evinden çıkamayan, belli bir süre sonra da çıkma isteğini yitiren bir kadın olmuş. 

İlkokulu bile bitirememiş Ayşe, yaşadıklarını kendi sözcükleriyle anlatıyor: “Törenin aileleri ayırmakla kalması bir yana, babamdan ve ağabeylerimden gördüğüm baskı beni çok zorladı. Babam çok aksi biri. Baskı kurmayı da seviyor. Evin en büyüklerinden biri olduğum için karşı çıkmakta da zorlandım. En küçük kardeşim daha rahat mesela, ama ben öyle bir ortamda büyümediğim için çok zorlandım, hiç bir şey söyleyemedim.”

“Annemle yer değiştirmiştik. Ben anne olmuştum, annem ise benim kızım.”

“Annemle yer değiştirmiştik. Ben anne olmuştum, annem ise benim kızım. Annemin rahatsızlığının artması ile birlikte iyice zorlandım. Evden çıkıp hava aldığım tek zamanlar bakkala gittiğim, annemin ihtiyaçlarını aldığım zamanlardı. 1 buçuk yıl önce vefat ettikten sonra o gereklilik de kalmadı gibi hissettim. Bu sefer hiç çıkmamaya, kimseyle konuşmamaya başladım. “

 

“Kız kardeşlerim durumumdan endişeleniyordu, Kızılay’ın Toplum Merkezlerini bana söylediklerinde ilk başta direkt karşı çıktım, olabilme ihtimali vermiyordum”. 

Evinden hiç çıkmadığı için çevresinde ne gibi yerler olduğunu bilemediğini söylüyor Ayşe. Toplum Merkezinin varlığını da erkek kardeşinin eşinden duyduğunu söylüyor: “Kızılay’a ilk olarak erkek kardeşimin eşi geliyormuş. Sonrasında benim kötüleşen durumumu da görünce önerdiler. Kız kardeşlerim durumumdan endişeleniyordu, Toplum Merkezlerini bana söylediklerinde ilk başta direkt karşı çıktım, olabilme ihtimali vermiyordum”.

Babasına Toplum Merkezi’ne gitme isteğini de erkek kardeşinin ilettiğini söylüyor: “Babamla diyaloğum hiç yoktu. Nasıl söyleyeceğimi bile bilemedim. Hep sustuk. Hep. Babam ilk duyduğunda kızdı. 30 yaşındaki kız kardeşim de benimle gelmek istedi. Ona yalnızca babam değil ağabeylerim de çok sinirlendi. Kız kardeşimin yaşı da daha küçük olduğu için erkekler istemediler.”

“Toplum Merkezinde psikolojik destek aldım, kurslara katıldım, sosyal aktivitelere dahil oldum”

Toplum Merkezi’nde geldiğimde herkesin onu çok sıcak karşıladığını ve farklı etkinliklere dahil olduğunu söylüyor Ayşe: “12 seans kadar psikolojik destek aldım. Konuşmaya, daha az ağlamaya başladım. Teyzem de gelmeye başladı. Beni seven herkes çok sevindi. Bana ‘Sakın Bırakma’ derlerdi. Kime söyleyeceğimi, nereye gideceğimi bile bilmiyorken artık hem arkadaşlarım var, hem kendimi geliştireceğim bir ortamım var. 

 

Toplum Merkezi’nin, evine yakın olmasının kendisi için çok iyi olduğunu da belirten Ayşe, dahil olduğu kursları, aktiviteleri aktardı:

“Evime yakın olmasa bu merkezden faydalanabileceğimi hiç sanmıyorum. 

İlk olarak aşçılık kursuna gelmeye başladım. Farklı ülkeden arkadaşlarım oldu. Ardından dikiş nakış kursuna da dahil oldum. Şimdi haftanın 5 günü buradayım. Mutluyum. Gerçekten mutluyum. 

 

Güler yüz, Güven, Sosyal Yaşam

“Çalışanlar çok güler yüzlü. O bile insana güven veriyor, hayatı güzelleştiriyor. Yaşadığım şehri hiç bilmiyordum bile. Şimdi Toplum Merkezi’nde düzenlenen kimi etkinliklere de katılıyorum, sosyalleşiyorum.”

 

***Kişinin isteği üzerine ismi değiştirilmiştir.